BATI AKDENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ

ADAÇAYI ALIÇ BİBERİYE DAĞÇAYI
EKİNEZYA FESLEĞEN HAYIT HODAN OTU
ISIRGAN KEKİK KUDRET NARI LAVANTA
OĞUL OTU NANE PAPATYA SAFRAN
ZENCEFİL DEFNE IHLAMUR MERSİN
SARISABIR      

TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN YETİŞTİRİCİLİĞİ

TIBBİ BİTKİLER VE ÖZELLİKLERİ BİTKİSEL YAĞLAR VE ÖZELLİKLERİ

BİBERİYE (Rosmarinus officinalis L.) 

YAYGIN ADLARI Biberiye,   Kuşdili , Beyaz püren (Adana), Hasaban, Lacivert Gül
ETKEN MADDESİ Yapraklarındaki "labiatae tipi salgı tüyleri" içerisinde %8 tanen, %1-2 uçucu yağ ve acı madde bulunur.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Tubiflorales takımından, Lamiaceae (Ballıbabagiller) familyası içinde bulunan Rosmarinus cinsine bağlı bir bitki türüdür. Başta Türkiye olmak üzere özellikle Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde (Portekiz, Yugoslavya, Fransa, İspanya, Tunus, Fas, Cezayir, İtalya, Türkiye ve Mısır) 1500-1700 m yüksekliklere kadar doğal yetişme ortamı bulmuştur. Ülkemizde ise Ege, Akdeniz ve Karadeniz kıyı şeridinde doğal olarak yetişir. Genellikle sahil ve sahile bakan kalkerli tepe ve dağ yamaçlarında, Pinus brutia ve Erica manipuliplora’nın yayılış gösterdiği alanlarda ve yol kenarlarında rastlanır.

MORFOLOJİSİ

 

0.5 - 2 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, çalı karakterli, çok yılık, herdemyeşil bir bitkidir. Sapı lifsi yapıda, çok dallı ve diktir. Bitkinin gövdesi ilk yıl karemsi kesitli ve yeşil renkli olup, ikinci yıl odunsulaşır. Yapraklar karşılıklı, çok kısa saplı veya sapsız ve ve geniş iğnemsidir.Yaprak uzunluğu 1.5-3.5 cm, genişliği ise 1.5-3.5 mm dir. Yaprağın üst yüzü kaygan, parlak, koyu yeşil ve alt yüzü gümüş-gri renkli ve tüylü olup, yaprak ucu küttür. Yaprakları­n kenarları, alt yüzündeki tüylü olukların içinde bulunan ve bitkinin solunumunu sağla­yan gözenekleri koruyabilmek için içe doğ­ru kıvrılır. Bazı yörelerde, bitkiye "kuşdili" denmesinin nedeni yaprakların bu gö­rünümünden kaynaklanır. Çiçekleri, dalların ucunda ve yaprak koltuklarında küçük topluluklar halinde ve bir eksen üzerinde salkım şeklindedir. Yıl boyunca açan küçük çiçekleri mavimsi beyaz, mor ve eflatun renklidir. Meyveleri 2 mm uzunlukta, kaygan, esmer renkte ve fındık şeklindedir.

KULLANIM ALANLARI

 

Sindirim, dolaşım problemleri, kabızlık, idrar yolları enfeksiyonları, nöralji, depresyon, halsizlik, unutkanlık, uykusuzluk, egzama, siyatik, selülit, saç dökülmesi, romatizma, kas ağrıları, hafif spazmlar, kolestrol, karaciğer, migren, şeker, astım, bronşit, nefes darlığı, kansızlık, ağrı, dişeti iltihapları ve yara tedavisinde kullanılmaktadır. Ateş düşürücü ve idrar söktürücü etkiye sahiptir. Gıda, baharat, parfümeri, aromaterapi ve kozmetik sanayinde de yaygın kullanılır. Antibakteriyel ve antioksidan özelliği nedeniyle başta et ürünleri, alkolsüz içecek ve bitkisel yağlar olmak üzere çeşitli  gıda ürünlerinin bozulmasını engellemek amacıyla yararlanılmaktadır. Hatta parazitlere karşı da etkili bir kullanımı söz konusudur. Ayrıca, süs bitkisi olarak, peyzajda özellikle çit bitkisi olarak kullanılır.

KULLANIM ŞEKLİ

Çiçekleri haşlanarak uyartıcı şurup elde edilir. Dahilen infusyon (% 1-2) halinde kullanılır (dahilen tentür veya çay gibi içecek olarak alınır). Uçucu yağı ise uyarıcı olarak haricen kullanılır.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Tipik bir Akdeniz bitkisi olan biberiye, sıcağı ve güneşi çok sever. Serin iklim koşullarında da rahatlıkla üretilebilir, fakat aşırı kış soğuklarına çok hassastır. Bu yüzden çok yüksek rakımlarda yetişmez. Rakım arttıkça ve denizden uzaklaşıldıkça bitkideki uçucu yağ oranı azalır. Toprak isteği yönünden fazla seçici bir bitki değildir. Generatif ve vejetatif yollardan üretimi mümkün olmakla birlikte, tohumla üretimi yaygın olmayıp, en çok köklendirilmiş sürgün çelikleri ile üretilir. Bunun için yaşlı sürgünlerden alınan 10-15 cm lik genç sürgün çelikleri, torf-perlit karışımında köklendirilir ve daha sonra tarla tarımı için bitkinin formuna göre (dik büyüyen veya yayvan büyüyen) belirlenmiş aralıklarla tarlaya dikilir. Çiçeklenme dönemlerinde, çiçekli dal ve yaprakları biçilir ve (güneş görmeyen, havadar bir ortamda) kurutulur. Köklendirilmiş bitkiler farklı kullanım amaçları için ayrıca saksılarda veya park-bahçe alanlarına da yetiştirilebilir. 

UYARILAR

Hamileler, ağır dolaşım bozuklukları yada hipertansiyonu olanlar bu bitkiyi kullanmamalıdır. Normalde de bitki çayı fazla tüketilmemelidir. Ayrıca biberiye yağı dahilen kullanılmamalıdır.

KAYNAKLAR

http://www.tarim.gov.tr/uretim/Bitkisel Uretim, Aromatik_Tibbi_Bitkiler.htm

http://tr.wikipedia.org/wiki/Biberiye

Baydar, H., 2009. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bili ve Teknolojisi (Genişletilmiş 3. Baskı). Süleyman Demirel Üniversitesi, Ziraat Fak. Yayın No: 51, Isparta.

İlisulu, K., 1992; İlaç ve Baharat bitkileri, A. Ü. Ziraat Fakültesi Yayınları No: 1256, Ders Kitabı Yayın No: 360, Ankara.

Koç, H., 2002. Doğrudan, Doğadan Bitkilerle Sağlıklı Yaşama. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ziraat Fak., Tarla Bitkileri Bölümü, Tokat.

HAYIT (Vitex agnus-castus)

YAYGIN ADLARI Hayıt, Hayıd, Acı ayıt, Ayıt, Beşparmak Otu, Namus Ağacı, Keşiş Biberi
ETKEN MADDESİ Uçucu (% 0.75) ve sabit yağ, tanen, reçine, vitexin, vitexinin, agnosit
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Lamiales takımından Verbenaceae familyasına bağlı Vitex agnus-castus L. (hayıt), Akdeniz maki vejetasyonunun tipik elementidir. Dünyada çoğunlukla Akdeniz ülkelerinde olmak üzere Afrika ve Asya kıtasında yayılış gösterirken, Türkiye’nin birçok şehrinde (Düzce, Zonguldak, Amasya, Antalya, Bursa, Çanakkale, Giresun, Hatay, İçel, Muğla, Samsun, Trabzon), genellikle deniz kenarı, kumluk alanlar, kayalık bölgelerde, 0-750 m yüksekliklerde doğal olarak yetişen bir çalı - ağaççık türüdür. Genellikle tınlı bünyeli, nötr ve hafif alkali, kireççe fakir, azot ve fosfor bakımından zengin, potasyumca eksik toprakları tercih eder.

MORFOLOJİSİ

 

1-3 m boylanabilen, yaprak döken, tuzluluğa dayanıklı, çok yıllık bir çalı – ağaççıktır. Çok derinlere gitmeyen kazık köklere sahiptir. Odunsu-otsu bir gövdesi vardır. Yapraklar 3-7 parçalı palmat, yaprakçıklar tam kenarlı, uzunca, oval şekilli, sivri uçlu, alt yüzü gri ve tüylü, üst yüzeyi tüysüz, koyu yeşil renklidir. Yaprakların şekli açık bir el görünümündedir. Haziran – Eylül ayları arasında açan krem, beyaz, pembe, lila, mavi veya açık mor renkli çiçekler, dalların ucunda, salkım durumunda dizilmiştir. Küçük, yuvarlak, siyah meyvelere sahiptir.

KULLANIM ALANLARI

 

Sahip olduğu biyolojik aktiviteler nedeniyle önemli bir tıbbi – aromatik bitki olarak kabul edilen hayıttan geliştirilen ilaçlar (özellikle kadın hastalıkları tedavisinde kullanılan) dünyada ve ülkemizde yaygın şekilde satılmaktadır. Erkeklerde cinsel gücü azaltıcı etkide bulunurken, kadınlarda hormon dengesini sağlayan hipofiz bezini düzenleyerek, progesteron hormonu dengesizliğinden kaynaklanan kadın hastalıklarını, bu hormonun üretimini çoğaltarak iyileştirici etkiye sahiptir. Meyvelerinin süt salgısını arttırıcı özelliği olup, menopoz ve adet düzenleyici olarak kullanılmaktadır. Batı Anadolu bölgesinde (Muğla ve Aydın) çiçeklerinden elde edilen uçucu yağı, kekik yağı yerine kullanılmaktadır. Meyveleri halk arasında idrar arttırıcı, gaz söktürücü ve yatıştırıcı olarak da kullanılmaktadır. Bazı bölgelerde vücut mantarlarının tedavisi için kullanılmakla birlikte, hayıttan elde edilen ekstrelerin, gram-pozitif bakterilere karşı antimikrobiyal aktivite göstermesine karşılık, gram-negatif bakterilere ve maya mantarlarına karşı aktivite göstermediği bulunmuştur. Meyve veya yaprak tozu, yünlü kumaşları güvelere karşı  korumada kullanılabilmektedir. Ayrıca kökleri sarı renk elde etmek için iplik boyamada kullanılırken, esnek dallarından ise sepet yapımında yararlanılmaktadır. Bunlardan başka, peyzajda süs bitkisi olarak kullanılmaktadır.

KULLANIM ŞEKLİ

Tedavi için hayıt bitkisinin çiçekleri, dalları ve meyveleri kullanılmaktadır. Meyveleri ve çiçekleri gölgede kurutularak infüzyon halinde kullanılırken, çiçeklerinin distilasyonundan ise uçucu yağ elde edilmektedir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Hem bu özelliği, hem de süs bitkisi olarak dünyada yetiştiriciliği yapılmakla birlikte, ülkemizde henüz kültürüne başlanmamıştır. Bununla birlikte ülkemiz koşullarında da hem generatif, hem de vejetatif yollarla çok kolaylıkla üretilebileceği ortaya konulmuştur. Generatif üretimde, tohumlar yastıklara ekilmeli ve çimlenen fideler şaşırtıldıktan sonra tarlaya dikilmelidir. Vejetatif üretimde ise gövdeden elde edilen 20 cm lik yarı odun veya sert odun çelikleri, kum veya perlit ortamında köklendirildikten sonra önce saksıya şaşırtılmalı, daha sonra araziye dikilmelidir. Haziran-Eylül arasında çiçeklenen bitkilerin, tedavide kullanılan meyveleri Eylül ayında toplanıp, gölge bir alanda kurutulmalıdır.

UYARILAR Hormonlar üzerine etkili olduğu için doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.
KAYNAKLAR

http://tr.wikipedia.org/wiki/Hayıt

Baytop, T., 1994. Türkçe Bitki Adları Sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları: 578, Ankara. 508 sayfa.

Doğan, Y., Mert, H.H., 1998. An Autecological Study on the Vitex agnus-castus L. (Verbenaceae) Distributed in West Anatolia. Turkish J. of Botany. 22 (327 – 334).

Dülger, B., Uğurlu, E., Gücin, F., 2005. Vitex agnus-castus L. (Hayıt)’un Antimikrobiyal Aktivitesi. Ekoloji Çevre Dergisi. Cilt: 11, Sayı: 45: 1-5 s.

Koç, H., 2002. Doğrudan, Doğadan Bitkilerle Sağlıklı Yaşama. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ziraat Fak., Tarla Bitkileri Bölümü, Tokat. 388 sayfa.

Tanker, N., Koyuncu, M., Coşkun M., 2007. Farmasötik Botanik. Ankara Üniv., Eczacılık Fak.Yayınları No: 93, Ankara. 458 sayfa.

LAVANTA (Lavandula spp.)

YAYGIN ADLARI Lavanta, Karabaş Otu, Keşiş Otu, Gargan (Muğla), Yalancı Lavanta çiçeği
ETKEN MADDESİ Lavanta, içinde organik asitler bulunan uçucu yağ ( % 1-3) ile glikozitler, alkaloitler, keton, okaliptol ve tanen gibi maddeleri içerir. Etkili maddesi, çiçeğindeki % 12.7 – 32.9 oranındaki linalyl asetat ve % 38.5 – 56.1 oranındaki linalol’dur. Lavantanın çiçekleri ve yaprakları birbirlerinden tamamen farklı özellikte etkin maddeler içermektedir. Özellikle sedatif etkiye sahip etken maddeler yapraklarında ve gövde saplarında daha yoğundur.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Lamiales takımından, Lamiaceae (Ballıbabagiller) familyası içinde bulunan Lavandula cinsine bağlı, kışın yapraklarını dökmeyen 20 kadar çalımsı görünüşlü, çokyıllık bitki türünün ortak adı lavantadır. Bunlardan Lavandula angustifolia = L. vera = L. officinalis İngiliz lavantası, L. stoechas ise Karabaş lavantası olarak bilinir. Anayurdu Akdeniz havzası olan Lavandula cinsinden yaklaşık 500 metrede yetişen İngiliz lavantası doğal olarak Güney Fransa, Orta İtalya, Yugoslavya, İspanya ve Yunanistan’da yayılış gösterir. Ülkemizde ise Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinde L. stoechas (karabaş otu) ile L. cariensis doğal olarak yetişir.

MORFOLOJİSİ

 

Lavanta, yarı çalımsı formda, sık dallı, herdemyeşil, çok yıllık bir bitkidir. İngiliz lavantası en çok 1 m. kadar boylanabilirken, Karabaş Otu ortalama 50 cm boyludur. Gövdesi dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş kokuludur. Ancak, bitkinin ikinci yılında gövde odunsulaşır. Dallar üzerinde karşılıklı dizilmiş, çok kısa saplı, grimsi yeşil renkli, 2-6 cm uzunlukta, hoş kokulu yapraklara sahiptir. Mayıs-Temmuz arasında açan gri-maviden menekşe rengine kadar değişen renkte ve çok hoş kokulu çiçekler, 15-20 cm uzunluktaki çiçek sapının ucunda başak şeklinde toplanmıştır. Her bir başakta ortalama 5 çiçek kümesi ve her kümede ise 5-15 adet çiçek mevcuttur. Çiçek geliştikçe nektar salgılar. Bitkinin gövde, yaprak, sap ve çiçeklerine özel kokusunu veren, bunların üzerinde bulunan küçük, yıldızsı, salgı tüyleridir. Lavantanın sonbaharda olgunlaşan, koyu kahverengi –siyah renkli, ceviz şeklindeki küçük meyvelerinin her birinde, dörder adet fındıkçık şeklinde tohum yer alır.

KULLANIM ALANLARI

 

Lavantadaki uçucu yağın damıtılmasıyla elde edilen lavanta esansı (lavantayağı) parfümeri endüstrisi için çok önemli bir hammaddedir. Parfümeri sanayinin dışında, kozmetik, gıda, ilaç sanayi ve arıcılıkta da kullanılır. Sedatif, aromaterapik, antiseptik, afrodizyak ve spazm çözücü etkilere sahiptir. Lavantanın genel karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarında, karaciğer yetmezliğinde, özellikle Hepatit-B ve Hepatit-C hastalığına karşı, sinir ve kasların gevşetilmesinde, depresyonda, uykusuzlukta, baş dönmesinde, kalp çarpıntılarında, sindirim sistemini uyarma ve yatıştırmada, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında, kusma refleksini bastırmada, iştah açmada, migren ve baş ağrılarında, idrar söktürmede, ishal tedavisinde, düşük kan basıncını dengelemede, astımda, üst solunum yolları enfeksiyonlarında öksürüğü kesmede, ateş düşürmede, gut hastalığında, romatizmal ağrı ve genel ağrıların dindirilmesinde, saç dökülmelerinde, vitiligo, sedef ve ileri yaşlarda deride oluşan lekelerin tedavisinde, yaraların iyileştirilmesinde ve ağız yaralarında kullanıldığı bilinmektedir. Karabaş otunun çiçeklerinden ise ağrı kesici ve balgam söktürücü olarak yararlanılmaktadır.

KULLANIM ŞEKLİ

Lavanta; uçucu yağ, çay, tonik kompresyonu ve banyosu yapılarak dahilen veya haricen kullanılmaktadır. Drog olarak uçucu yağı kullanılacaksa, 3-4 damla yağ bir kesme şekere damlatılarak ağız yoluyla alınır. Lavanta çayı (infüzyonu); birbirine karıştırılan kurumuş lavanta sürgün ve çiçeklerinden 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 10 dakika süreyle demlendirilerek elde edilir. Lavanta banyosu için 100 gram lavanta çiçeği 2-3 litre suya eklenir ve kaynatılır. Süzülerek banyo suyuna eklenir. Lavanta toniği ise 100 gram lavanta çiçeğinin 2-3 litre suya eklenip kaynatılması ve süzdükten sonra soğutulması ile elde edilir ve kompresyon solüsyonu olarak kullanılır. Halk arasında ayrıca alkol veya zeytinyağında bekletilerek elde edilen lavanta tentürü de kullanılmaktadır. Kurutulmuş lavanta çiçekleri de farklı amaçlar için kullanılabilir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Kurağa ve sıcağa oldukça dayanıklıdır. Toprak yönünden seçici olmamakla birlikte, kireçce zengin, süzek ve pH’sı 5.8-8.3 olan kuru ve kalkerli topraklarda çok iyi yetişir. Aşırı nemli, taban suyu yüksek ve organik maddece zengin topraklarda uçucu yağ miktarı azalır. Lavanta bitkisi hem generatif, hem de vejetatif olarak (sonbaharda alınan gövde çeliklerinin köklendirilmesi veya ayırma ile) üretilebilmekle birlikte, tohum sayısı az ve çimlenme problemi olan türlerde, vejetatif üretim yöntemi tercih edilir. Tohumla üretimde, 1 da alana yetecek kadar fide  üretebilmek için önce 3 gr/m2 olacak şekilde yastıklara tohum ekilir, daha sonra şaşırtılan fideler Nisan - Haziran aylarında tarlaya dikilir. Birinci yıl, kısa saplı, oldukça zayıf bitkiler oluşur. Çiçeklenme ikinci yıl başlar. Vejetatif üretimde ise köklendirilmiş sürgün veya köksüz çelikler erken ilkbaharda, türe veya çeşide göre belirlenmiş aralıklarla tarlaya dikilir. İlk yıl dikim sırasında, diğer yıllarda ise erken ilkbaharda gübreleme yapılır. Hasat zamanı, uçucu yağ verimi ve kalitesi yönünden çok önemlidir. Genellikle Temmuzun son haftasında hasat  başlar, Ağustos sonuna kadar devam eder. Drog olarak kullanılan çiçekler, henüz tomurcuk halinde iken toplanmalıdır. Saplarıyla birlikte toplanan çiçekler, demet halinde bağlanıp, 35 0C’ı aşmayan sıcaklıktaki gölge bir yerde asılarak kurutulur. İyice kuruduktan sonra, çiçekler saptan ufalanarak ayrılır. Ürün kuru demet çiçek olarak hazırlanacaksa, sabah erken saatte kesilir ve gölge bir yerde kurutulur. Dökme çiçek olarak hazırlanacaksa gün içerisinde kesim yapılır. Uçucu yağı çıkartılacaksa sabah erken saatte kesim yapılır. Gölge bir yerde muhafaza edilerek yaş olarak veya soldurularak damıtma (distilasyon) yöntemiyle yağı çıkartılır.

UYARILAR Lavanta, bazı hastalarda tansiyonu yükseltebilir.
KAYNAKLAR

http://www.50mucizebitki.com/lavanta.html

http://www.ebitki.com/?bitki=Lavandula

http://www.tarim.gov.tr/uretim/Bitkisel Uretim, Aromatik_Tibbi_Bitkiler.html

http://www.saracoglu.at/bolum.php?name=bitkiler&hid=lavanta

http://tr.wikipedia.org/wiki/Lavanta

www.lavantauretimi.com

Baydar, H., 2009. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bili ve Teknolojisi (Genişletilmiş 3. Baskı). Süleyman Demirel Üniversitesi, Ziraat Fak. Yayın No: 51, Isparta. 348 sayfa.

Baytop, T., 1994. Türkçe Bitki Adları Sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları: 578, Ankara. 508 sayfa.

İlisulu, K., 1992; İlaç ve Baharat bitkileri, A. Ü. Ziraat Fakültesi Yayınları No: 1256, Ders Kitabı Yayın No: 360, Ankara.

Koç, H., 2002. Doğrudan, Doğadan Bitkilerle Sağlıklı Yaşama. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ziraat Fak., Tarla Bitkileri Bölümü, Tokat. 388 sayfa.

Tanker, N., Koyuncu, M., Coşkun M., 2007. Farmasötik Botanik. Ankara Üniv., Eczacılık Fak.Yayınları No: 93, Ankara. 458 sayfa.

OĞUL OTU (Melissa oficinalis)

YAYGIN ADLARI Oğul Otu, Kovan Otu, Limon Nanesi (Muğla), Limon Otu, Melisa Otu, Tatırambe, Temre Otu (Antakya)
ETKEN MADDESİ Oğulotunun bileşiminde uçucu yağ (% 0.01 – 0.25), tanen ve reçine bulunur. Bitkinin karakteristik kokusunu, içeriğindeki uçucu yağ verir. Uçucu yağındaki koku, bileşimindeki citral ve citronellal’den kaynaklanır. İyi kalitedeki bir oğul otu uçucu yağ oranının % 0.05 ‘den az olmaması istenir.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Tubiflorales takımından Lamiaceae (Ballıbabagiller) familyası içinde bulunan Melissa cinsine bağlı bu tür Akdeniz kökenlidir. Tüm Akdeniz ülkelerinde ve Güney Alplerde doğal yayılış gösterir.  Türkiye’de ise Adana, Osmaniye, Mardin, Bingöl, Hatay, İçel, Kahramanmaraş ‘ta açık ormanlar, çalı, maki, kaya yamaçları ve yarıklar, dere kenarları, çorak yerler ve yol kenarlarında doğal yayılış gösterir. Anadolu’da, çocukların ishal tedavisinde kullanıldığı için oğul otu adını almıştır.

MORFOLOJİSİ

 

Oğul otu 40-120 cm boylanabilen, limon kokulu, çok yıllık, otsu bir türdür. Gövdenin üzerinde dört köşeli çok sayıda sap bulunur. Sap boğumlarına, 2-8 cm uzunlukta, 1.5-5 cm genişlikte, oval şekilli, kenarları dişli, sivri uçlu, belirgin damarlı, üst yüzü koyu yeşil ve kısa tüylerle kaplı yapraklar bağlıdır. Haziran – Temmuz aylarında açan, beyaz renkli küçük çiçekleri küme halinde sap uçlarında oluşur. Çiçekler hermaphrodit olup, protandri özelliği gösterir. Çok küçük olan tohumların 1000 dane ağırlığı 0.4-0.7 g arasında değişir. Tohumların çimlenme kabiliyeti düşük olmakla birlikte, çimlenme güçlerinin 2-3 yıl muhafaza ederler.

KULLANIM ALANLARI

 

Parfümeri, kozmetik, gıda, ilaç sanayinde ve arıcılıkta kullanılır. Sakinleştirici, yatıştırıcı, dinlendirici, gazsöktürücü, terletici, kuvvet verici, ateş düşürücü, sindirim kolaylaştırıcı, yorgunluk ve uykusuzluk giderici ve antiseptik özelliklere sahiptir.  

KULLANIM ŞEKLİ

Oğul otunun kullanılan kısmı yaprağıdır. Halk arasındaki kullanımda çoğunlukla oğulotunun çayı tercih edilir. Bunun için kuru veya taze yapraklardan infüzyon hazırlanır. Kokusu olmayan türler tedavi amaçlı kullanılmaz.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Nemli, fakat sıcak ve güneşli ortamlarda çok iyi yetişir. Generatif ve vejetatif yollarla üretilebilir. Generatif üretimde, tohumların doğrudan tarlaya ekilmesi mümkün olsa da, bu yöntemde geç çimlenme veya ağır bünyeli topraklarda çimlenme güçlükleri görülmesi nedeniyle pek tavsiye edilmez. En çok Şubat-Mart aylarında 3 gr/m2 sıklıkta (1 da alana yetecek fide üretimi için) yastıklara ekilen tohumlardan elde edilen 4-6 yapraklı fidelerin, Nisan-Mayıs aylarında 40x20 cm aralıklarla tarlaya şaşırtılması yoluyla üretim yapılır. Vejetatif üretimde ise sürgünlerden alınacak çelikler çok kolay köklenir ve bu köklü çelikler de üretim materyali olarak kullanılır. Oğul otu bitkileri çok yıllıktır, ancak toprak üstü organlar kış mevsiminde kurur. İlkbaharda bitki yeniden yeşil aksam oluşturmakla birlikte, bitkinin ortalama ekonomik ömrü 3-4 yıldır. Sulama yapılmadığında yılda tek biçim, sulama yapıldığında ise 3 kez biçim yapılabilir. En uygun biçim zamanı çiçeklenmeden hemen önceki (Mayıs ayında) veya çiçeklenme başındaki (Temmuz başında) dönemdir. Çünkü, kendine özgü limon kokusunun önemli bölümünü çiçek açtıktan sonra yitirir. Biçim, toprak seviyesinin yaklaşık 10 cm üzerinden ve öğleden önce yapılır ve gölgede kurutulur.

UYARILAR Oğul otu için belirtilen herhangi bir uyarıya rastlanmamıştır.
KAYNAKLAR

http://www.tarim.gov.tr/uretim/Bitkisel Uretim, Aromatik_Tibbi_Bitkiler.html

Baydar, H., 2009. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bili ve Teknolojisi (Genişletilmiş 3. Baskı). Süleyman Demirel Üniversitesi, Ziraat Fak. Yayın No: 51, Isparta. 348 sayfa.

Baytop, T., 1994. Türkçe Bitki Adları Sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları: 578, Ankara. 508 sayfa.

Koç, H., 2002. Doğrudan, Doğadan Bitkilerle Sağlıklı Yaşama. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ziraat Fak., Tarla Bitkileri Bölümü, Tokat. 388 sayfa.

Tanker, N., Koyuncu, M., Coşkun M., 2007. Farmasötik Botanik. Ankara Üniv., Eczacılık Fak.Yayınları No: 93, Ankara. 458 sayfa.

ALIÇ (Crataegus monogyna-Crataegus oxycantha)

YAYGIN ADLARI: Aluç –Alış-Aloş- Beyaz diken- Edran- Eksi Muşmula- Eloç- Geviş- Geyik Dikeni– Halıç-Haluç- Kızlar Yemişi– Yemişen.
ETKEN MADDESİ

-Flavanoidler (Rutin, hiperozit, viteksin, asetil viteksin ve türevleri) -Oligomerikprosiyanidinler (Kateşin, epikateşin)-Aminler (kolin) -C vitamini

BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Anavatanı: Asya ve Akdeniz Ülkeleri’dir. Kuzey Yarıküre’de yayılış gösterir.

Taksonomisi: Bölüm:Spermatophyta Alt bölüm: Angiospermae Sınıf: Dicotylodone  Alt sınıf:Rosidae Takım:Rosales Familya:Rosaceae Cins:Crataegus

MORFOLOJİSİ

Dikenli, 10 m’ye kadar boylanabilen, nisan ayı ortalarından itibaren beyaz ve pembe renkli çiçekler açan, yaprak döken çalı ve ağaçlardır. Yapraklar basit ve lobludur. Dalları koyu kahve renkli, 1.5- 2.5 cm çapındadır. Meyvesi eylül ekim döneminde olgunlaşmaya başlar; 6- 10 mm çapında, 1- 3 tohumlu, sarı, kırmızı, mor veya siyah bir grupadır.

KULLANIM ALANLARI

-Kalp krizi-Konjestif kalp yetmezliği dolaşım bozukluğuna bağlı kalp yetmezliği-Yüksek kolestrol -Alzimer -Hafıza sorunu-Hiperaktiviteye bağlı dikkat eksikliği-Kanlanmış göz -Diabetik retinopati -Gözde karasu hastalığı -Glokom-Kötü kokan nefes -Anjin -Astım -Yaygın lupus kızarıklığı-Yüksek tansiyon  -Felç -Kanser-lösemi -Varis-Dejeneratif eklem hastalığı -Kemik erimesi-Damar tıkanıklığı-Ayak bileği ve ayak şişkinliği

KULLANIM ŞEKLİ Alıcın etkili olabilmesi için uzun süreli kullanılması gerekir. Çiçekler tamamen açılmadan, ağacın kabukları ve meyvaları ise sonbaharda toplanıp kurutulmak suretiyle kullanılır. Kurutulmuş çiçekler, meyvalar ve kabuklardan toz halinde veya kaynatılarak faydalanılır. Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak-çiçek ve meyve karışımı, kaynamış bir bardak suyla haşlanır. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür, balla tatlandırıldığında (şeker hastaları tatlandırma yapmamalı) etkisi daha da artar. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında sıcak içilir. Meyvaları semt ve kasaba pazarlarında özellikle çocuk müşterilere hitaben ip halkalara dizilmiş olarak satılmaktadır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Türkiye'de, daha çok derelere bakan yamaçlarda, kayalık, taşlık yerlerdeki çalılıklar içinde, ormanlarda ya da dağlık çevrelerde yabani olarak yetişir. Alıçlar ülkemizin soğuk ve kurak bölgelerinde, kırsal ve kentsel peyzajın önemli bitkileri olmaları yanında, içerdikleri yüksek vitamin değerleri ile sosyal ormancılık açısından da önemlidirler.

İklim ve toprak isteği bakımından seçici değildir, karasal iklim özelliği gösteren yerlerde ve kıraç alanlarda da rahatlıkla yetiştirilebilir. Suya gelişim döneminde ihtiyaç duyar, sonraki evrelerinde hayatını devam ettirmek için yağmur suları yeterli olur. Tohumları sert kabuklu olduğu için çimlenme engeliyle karşılaşılır. Çimlenme engelini aşmak için aşağıdaki işlemlerden biri tercih edilir.

- Tohumlar zımparalanır.
- Tohumlar 6 ay soğuk katlama yöntemiyle stratifikasyon işlemine tabi tutulur.
- Tohumlar gibberallik asitle (GA3) muamele edilir.

 Alıç meyveleri sonbaharda toplanır ve tohumlar çıkartılır. Ekimlerde 5’li çizgi ekimi uygulanır ve metrekareye 100-200 gr. arası tohum ekilir. Tohumların çimlenme oranı % 35-60 arasındadır ve metrekareden 50-100 adet fidan elde edilir. Tohumlar kış ve bahar aylarında doğal ortamda katlamaya alınır ve zaman zaman sulanır. Bunun ardından sonbahardan bahar aylarına kadar geçen süreçte tohumlar yastıklara ekilir. Diğer bir yöntemde, meyveler henüz olgunlaşmaya başladığı dönemde toplanıp hiç bekletilmeden ekilmeleri doğal ortamda katlanmaları durumunda çoğu kez başarılı sonuç alınır. Tohumların 1000 tane ağırlığı 80-170 gr. arasında, ortalaması 110 gramdır. Tohumlar 10-15 mm. derinlikte ekilir. Ağaçlandırma çalışmalarında 1 yaşında tercihen tüplü fidanlar kullanılır. 1 yaşındaki alıç fidanları; 40-60 cm boya, 5-9 mm çapa ulaşır. Alıç fidanlık tekniğinde üzerinde önemli durulması gereken konu fidanları memeli pas hastalığına karşı korumaktır. Bunun için çimlenmeyi takiben 4-7 kez aralıklı olarak ilaçlama yapılır.

UYARILAR Tansiyon düşürücü ilaçlarla beraber aşırı miktarda alıç kullanımı çok düşük tansiyona neden olabilir. Kalp ilaçları kullanan şahışların, alıç bitkisini mutlaka doktor kontrolünde kullanması gerekir.

EKİNEZYA (Echinaceae spp.)

YAYGIN ADLARI Ekinezya, Mor koni çiçeği, Koni çiçeği, Amerikan koni çiçeği, Kirpibaşı, Erguvani kirpibaşı, Kirpiotu.
ETKEN MADDESİ Echinacoside, kafeik asit türevleri (Cichoric Acid), polisakkaritler, poliasetilenler, glikoproteinler, triglikosid, betain, seskuiterpenler ve karyofilendir.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Anavatanı: Kuzey Amerika Taksonomisi:Bölüm: Spermatophyta  Alt bölüm: Angiospermae Sınıf: Dicotylodone  Alt sınıf: AsteridaeTakım: Asterales Familya: AsteraceaeCins: Echinacea

MORFOLOJİSİ 60-180 cm.’e kadar boylanabilen, mayıs ayında çiçeklenmeye başlayan, çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprak ve gövdesi hafif tüylüdür. Yaprakları uzun ve mızrağımsı olup tepedekiler sapsız alt taraftakiler ise uzun saplıdır. Gövde silindir şeklinde olup, 25-30 yan daldan oluşur. Çiçekleri genellikle eflatun renkte ve çok sayıda boru şeklinde çiçeklerden oluşmuş konik bir disk şeklindedir. Bir dalda yaklaşık 5 çiçek tablası bulunur. Bir çiçek tablasında uçları ‘v’ şeklinde 24 çiçek petali bulunur. Olgunlaşmış bir çiçek tablasından 250-300 adet tohum elde edilir.
KULLANIM ALANLARI

-Özellikle soğuk algınlığı vakalarında, -Grip nezle gibi viral hastalıklarda, -Üst solunum yolları hastalıklarında, -Vücudun bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, -Ağrılı durumlarda, -İltihaplı hastalıklarda (Bakteri ve mantar enfeksiyonları) -Yılan, akrep vb böcek sokmalarında -Deride meydana gelen sivilce alerjik durumlarda

KULLANIM ŞEKLİ Ekinezya genelde çay olarak tüketilmektedir (1 çay kaşığı bitki1 bardak soğuk suda kaynama noktasına kadar 30 dak. içinde ısıtılır). Sivilce, derma, deri alerjileri gibi durumlarda ezilerek haricen kullanılır. Ayrıca boğaz ağrısına karşı gargara şeklinde kullanımı da vardır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Toprak isteği olarak seçici olmamakla birlikte organik maddelerce zengin, kumlu tınlı topraklarda iyi gelişir. Sulama bitkinin yetiştirildiği bölgenin iklim ve toprak şartlarına göre belirlenir. Kurak olmayan bölgelerde haftada bir sulama yeterlidir, kurak ortamlarda yetiştirildiğinde bitkinin su ihtiyacı toprağın durumuna bakılarak belirlenir.

Tohumlar erken sonbahar yada erken ilkbaharda viyollere ekilir. Uygun çimlenme şartlarında 3. günden itibaren çimlenme başlar ve iki haftalık süre zarfında çıkış tamamlanmış olur. Çimlenen fideler 10 cm boya ulaştığında araziye şaşırtılabilir. 50-60 cm sıra arası-üzeri mesafe uygun olur.

Dikilen fidelerin kökü bir sene sonra soğan şekline gelir ve bitki tohumla üretmenin yanında bu soğanların çıkıntılarından kesilmesiyle de çoğaltılabilir.

UYARILAR Ekinezyanın hiç ara verilmeden 10 gün den fazla kullanılmaması tavsiye edilir. Bazı uzmanlar 6 haftalık uzun bir süre kullanım sonrasında en az 1, tercihen 2 haftalık bir arayı önerirler. 2 yaşından küçük bebeklerde, tüberkülozlu hastalarda ve romatizmal arterit ve lupus gibi otoimmün hastalarında immün fonksiyonlarını uyardığı için kullanılmamalıdır. Hamilelerde ve emziren annelerde de kullanımı önerilmez.

HODAN OTU (Borago officinalis)

YAYGIN ADLARI Sığır dili, Zembil çiçeği, Hıyar otu, Neşe otu, Turşu otu
ETKEN MADDESİ

Müsilaj türevleri ( Arabinoz, Glikoz ve Galaktoz), -Pyrolizidinalkaloitler ( Amabilin, Supinidin, Lycopsamin, Intermedin, 7-Asetil-Lycopsamin ve 7-Asetilintermedin) -Ayrıca taninler, saponinler, reçine, nişasta, silisikasit, C-vitamini ve mineraller içerir.

BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Anavatanı: Kuzeybatı Afrika ‘dır.Taksonomisi:Bölüm: Spermatophyta Alt bölüm: Angiospermae Sınıf: Dicotylodone  Alt sınıf: Asteridae Takım: Lamiales Familya: Boraginaceae Cins: Borago

MORFOLOJİSİ

Hodan 30-60 cm boyunda tek yıllık, dikine yükselen, oldukça sık çatallaşan ve üzeri kaba tüylerle kaplı bir bitkidir. Yaprakları değişken sıra ile dizili, kenarları kertikli, üzeri, pürtüklü, yumurta veya eliptik şekilde, 5-20cm uzunluğunda, 3-15cm enindedir, sığırdili şeklinde alt yaprakları büyükçe ve üst yaprakları küçüktür.

Çiçekleri salkım gibi sıkça ve şemsiye gibi topluca bir aradadır. Çiçekleri mavimsi mor, mavi veya leylaki mor renkte, geniş mızrak veya ortadan sonra üçgen şeklindeki beş adet taç yapraktan ve ince mızrak şeklinde tüylü, yeşil renkli, beş adet çanak yapraktan oluşur. Meyveleri 4 tohumludur, tohumları oldukça küçük, kahve renkli ve uç kısmında siğil gibi bir çıkıntıya sahiptir.

KULLANIM ALANLARI

Hodan otu eskiden halk arasında öksürük, boğaz ağrıları, böbrek ve mesane iltihaplanması ve romatizmaya karşı kullanılmıştır. Çiçeklerinden yapılan çayın insanı neşelendirdiği, stres, depresyon ve bulaşıcı hastalıkları önlediği bilinir. Kişilerde hoşnut duygular uyandırır, sıkıntıyı giderir ve cesareti artırır.

İdrar söktürücü, terletici, zayıflatıcı, anne sütünü artırıcı, kan temizleyici, ateş düşürücü, iltihap giderici, balgam söktürücü, öksürük kesici ve kabızlığı giderici etkileri vardır. Romatizma, gut, ödem, böbrek ağrısı ve böbrek iltihabı gibi durumlarda tuz atıcıdır. Yara ve yanıklara iyi gelir, cildi yumuşatır.

KULLANIM ŞEKLİ

Mayıstan ekime kadar yaprakları ve çiçekleri toplanarak değerlendirilebilir. Hodanın yaprak ve çiçekleri kurutularak çayı yapılırken, tohumlarının yağı çıkarılarak natürel ilaç yapımında kullanılır.Çay hazırlanırken 1 bardak kaynar suya 2 tatlı kaşığı bitki konur, 10 dk bekletilir, bu çay günde 3-4 bardak içilir. Yaprakları turşu yapımında kullanılır ve sebze yemeği olarak tüketilir. Çiçeği tatlı süslemelerinde şekerleme yapılarak ve salatalarda garnitür olarak kullanılabilir. Cilt için yapraklarıyla yara lapası yapılır yada çay şeklinde hazırlanan infüzyon uygulanabilir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Türkiye’de Marmara, Kuzey ve Batı Anadolu’ da doğal olarak yetişir. Genelde dere kenarlarında yayılış gösteren hodan otu rutubetli yerleri sever. Kumlu hafif topraklarda ve bol güneşli yerlerde yetişen bitki tohumları ile çoğaltılır.Su ihtiyacı karşılanarak yetiştirilmelidir.

UYARILAR

İçeriği tuzlu olduğundan, tuzsuz diyetlerde kullanılmalıdır. Bitkinin çok sulu olması nedeni ile havalı ve sıcak günlerde dahi kurutulması çok zordur. Bu nedenle suni olarak kurutulması gerekir.

KUDRET NARI (Momordica charantia)

YAYGIN ADLARI

Kudret narı, papara, acayip elma, balsam elması, balsam armudu, acı kavun, acı kabak, Afrika hıyarı.

ETKEN MADDESİ

Alkaloidler, charantin, momordican, oleanolik asit, proteinler.

BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Anavatanı: Hindistan’ dır. Asya, Karayip Adaları, Amazon Havzası ve Doğu Afrika’ da doğal olarak yetişir. Uzak Doğu, Güney Amerika, İtalya ve Türkiye yetiştiriciliği yapılır. Türkiye’nin genelikle Yalova ve Bursa civarında yetiştirilmektedir.

Taksonomisi: Bölüm: Spermatophyta Alt bölüm: Angiospermae Sınıf: Dicotylodone  Alt sınıf: Dilleniidae Takım: Cucurbitales Familya: CucurbitaceaeCins: Momordica

MORFOLOJİSİ

 

Tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 8-15 cm uzunluğunda, 4-10 cm eninde üzeri çıkıntılı ve uçlara doğru sivricedir. Önce yeşil olan meyve, sonra olğunlaştıkca yavaş yavaş sarı ve nihayet altın sarısına dönüşür. Bir yıl içerisinde bir kaç kez ürün verir. Meyve içinde 20-30 adet koyu kırmızı renkte kılıfla çevrili tohumları bulunur. Tohumları (çekirdekleri) krem renkte, 7-10mm boyunda, yassı ve pütürlüdür.
KULLANIM ALANLARI

 -Gastrit, Mide ülseri, bağırsak iltihabı, kabızlık gibi mide-barsak sistemine bağlı tüm   hastalıkları kalıcı ve kesin tedavi eder, -Karaciğeri destekler, Barsak tembelliğini giderir  -Yüksek oranda E vitamini ve kaliteli protein içerir -Yaprakları ve kökleri ile hazırlanan çözeltiler, hemoroit şişkinliklerini indirir. -Yapraklarından elde edilen çözelti öksürük kesici ve ateş düşürücü olarak faydalıdır,-Egzama, sedef, yanık, yara ve iltihaplara iyi gelir,

KULLANIM ŞEKLİ

Olgunlaşarak kavuniçi rengi alan meyve, tabakta ezilir, bir miktar balla karıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çorba kaşığı yenilir. En az 41 gün kullanılması tavsiye edilmektedir. Taze meyve bulunmayan mevsimde ise, bal yada zeytinyağı içinde ezilerek hazırlanmış karışım kullanılabilir. Şeker hastalarının bal karışımı almaları sakıncalı olabileceğinden, zeytinyağı ile kullanımı daha uygundur. Halis zeytinyağı içinde 6 ay bekletilen kudret narından her sabah bir çorba kaşığı alınıp, 1 çorba kaşığı süzme balla karıştırılarak aç karna yenilir.

Çekirdekleri temizlenen kudret narı, küçük küçük doğrandıktan sonra bir kiloluk bala karıştırılarak, ağzı kapalı şekilde bir ay kadar bekletilir. Hastanın rahatsızlığının şiddetine göre günde üç öğünden önce aç karnına bir kaşık alınabilir.

Harici olarak ise zeytinyağında bekletilmiş kudret narı lapası açık yaralar için iyileştirici olarak uygulanır.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Kumlu, tınlı, hafif killi topraklarda düzenli yaz sulamalarıyla yetiştirilen kudret narı, nemli iklim bölgelerine daha iyi adaptasyon sağlar. Hava sıcaklığı yükseldikçe çiçeklenme miktarı azalacağından sıcaklığın 20-25 derece olduğu yörelerde daha iyi verim alınır. Dikim öncesi arazi hazırlığı ve destek sistemi için tel ve direklere ihtiyaç olur. Kudret narı ilkbahar aylarında nisan-mayıs gibi toprak sıcaklığının 8-10 dereceye çıkmasıyla çimlendirme kaplarına ya da direkt araziye ekilebilir. Bazı tohumların çimlenmeme ihtimaline karşı fide olarak yetiştirdikten sonra araziye dikilmesi daha uygun olur.

Bitkinin büyüme ve gelişimi için, fideler arası mesafe 1 metre olacak şekilde dikilip 1 metre yükseklikte U şeklinde bir destek sistemi ile bitkilerin çevrelenmesi yada fideler arası 50 cm olacak şekilde dikilip 2 metre yüksekliğinde bir destek sistemi ile bitkinin yüseltilmesi uygun olur. Toprakla temas eden yaprak ve meyvelerin çürümemesi ve dökülecek tohumların rahat toplanabilmesi için bitki küçükken yan dalların yerden 8-10 cm yükseklikte tel örtü üstüne alınması fayda sağlar.

UYARILAR

Kan şekerini düşürdüğü için şeker hastaları dikkatli kullanmalıdır. Karaciğere zarar verebilir. Hamile bayanların kullanması önerilmez. Tazesinin saklama süresi çok uzun olmayan meyvenin 1-2 hafta içinde tüketilmesi gerekir. Çekirdekleri zehirli olabileceğinden dikkat edilmelidir.

ISIRGAN (Urtica sp.)

YAYGIN ADLARI Acı ısırgan otu- Agdalak- Cimcar- Cızlağan- Cızlak- Cincar- Daladiken- Dalağan- Dalgan- Dancakotu- Dızlağan- Dolayan diken- Gezgez- Geznik- Gidişken otu- Isırgı- Sırgan otu
ETKEN MADDESİ Histamine, asetilkolin, serotonin, flavonol glukozitler, sitosterol, lektin, kumarin, hidroksisitosterol, skopoletin, tanninler ve lignanlar.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Anavatanı: Asya, Avrupa ve Afrika’dır.Taksonomisi: Bölüm:Spermatophyta Alt bölüm: Angiospermae Sınıf: Dicotylodone  Alt sınıf: Hamamelidae Takım:Urticales Familya:UrticaceaeCins:Urtica

MORFOLOJİSİ

 

1 m. kadar boylanabilen, üzeri ısırıcı tüylerle kaplı, bir ya da çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları karşılıklı çapraz dizilişli, kenarları dişli, ucu sivri ve oval biçimlidir. Yaprak koltuklarından çıkan yeşilimsi renkli, tek eşeyli çiçek kümeleri yaz başından sonbahar başına kadar açar. Isırganın gövdesi dört köşe kesitli ve tüylü, kökü rizom gibi çok yayılıcıdır. Bitki, döktüğü minik tohumlarıyla ya da yayılıcı köklerinin filizlenmesiyle çoğalır.

KULLANIM ALANLARI

 

-Kanı temizler, kansızlığa iyi gelir.-Kan şekerini düşürür, ödemi giderir.-Metabolizmayı uyarır.-Balgam söktürür ve solunum yollarını açar.-Gut ve romatizma hastalıklarında rahatlık sağlar.-İdrar yolları ve böbrek iltihap ve rahatsızlıklarında tedaviyi destekleyici tesir gösterir.-Karaciğer, safra kesesi ve dalağa iyi gelir.-Bağırsak temizleyici, gaz gidericidir-Prostat büyümesine karşı hem önleyici hem de tedaviyi destekleyicidir.-Bayanların şiddetli âdet kanamalarında, kanın normal akışını sağlar.-Saçları besler, canlılık- parlaklık verir, dökülmesini engeller ve kepeği önler. -Sıkıştırıcı tonik özeliği vardır, cilt şikâyetleri, egzama ve alerjide yanık ve böcek ısırıklarında kullanılır.

KULLANIM ŞEKLİ

Çay şeklinde tüketilir ve saç banyosu olarak kullanılır. Yapraklardan, kökten yada tohumdan hazırlanan çay tatlandırılmadan, sıcak içilmelidir.

Yaprak çayı:1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür.

Kök çayı: 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, 1 bardak suda 5 dakika kadar hafif ısıda kaynatılır, 4-5 dakika kadar demlendirildikten sonra süzülür.

Tohum çayı: 1 tatlı kaşığı dolusu hafifçe ezilmiş tohum, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Saç Banyosu: 4-5 avuç taze veya kurutulmuş yaprak, 5 litre suya koyulur, ağır ateşte kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldığında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmış kök, 10-12 saat soğuk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Azotlu ve nemli topraklar ısırgan tarımı için elverişlidir. Bitki ilk defa ekiliyorsa besleyici maddeleri hazır bulunmalıdır ve çok kuru olmamalıdır. Başka bir problemi yoktur, uzun yıllar diğer bütün bitkilere karşı varlığını sürdürür. Yeniden ekim yapmaksızın aynı araziden yıllarca mahsul alınabilen tek üründür. Bitki koruma maddesi olmaksızın kendini zararlılara karşı, donmaya ve kuraklığa karşı, fırtına ve doluya karşı, UV ışınlarına karşı en iyi şekilde korur. Nisan- Haziran arasında ve Eylül'den Ekim'e kadar ekim yapılır, toprak ekim yapılmadan birkaç gün önce hazır olmalıdır. Fideler 75 cm aralıklarla dikilir.

UYARILAR

 

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ağır kalp hastaları, şeker hastaları ve böbrek hastaları kullanmamalıdır. Bazı insanlarda mide bulantısı ve idrarda zorluk oluşturabilir. İçeriğindeki formik asit ve histamin dolayısıyla süründüğünde deriyi acıtır, tahriş eder; bazen de çayı deride rahatsızlık verebilir.

ADAÇAYI (Salvia  spp.)

YAYGIN ADLARI Dişotu ve meryemiye, çalba, şalba, tülüce
ETKEN MADDESİ Uçucu yağlar
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Lamiaceae’ nin Salvia cinsi, 900 türe sahip dünyanın her yerine yayılmış olan en geniş cinsidir. Bu cins, Türkiye florasında 88 tür ve 93 taksa olarak bulunur ve 45’ i endemiktir. Salvia türleri Akdeniz Bölgesinde yetişen çok eskiden beri bilinen ve drog veren bitkilerdir.

MORFOLOJİSİ

 

120 cm yüksekliğe kadar erişebilen, çalı görünüşünde, çok yıllık bir bitkidir. Dalları yatık ve beyaz renkli tüylerle kaplıdır. Yapraklar saplı basit veya 1- 2 kulakçıklı, grimsi beyaz renkli ve kuvvetli kokuludur. Haziran-temmuz aylarında açan çiçekler 2- 6 tanesi bir arada ve leylak renklidir.

KULLANIM ALANLARI

 

Adaçayı, gece terlemelerine yol açan rahatsızlığı giderir. Kan temizleyicidir, mikropları yok eder. Nezleyi ve boğaz ağrılarını giderir. İştahı ve zihni açar. Bademcik iltihabına, boğaz hastalıklarına ve diş iltihaplanmaları için faydalıdır. Ülserin iyileşmesine yardımcıdır. Böcek sokma vakalarında sokulan yere Adaçayı yaprağının tozu dökülürse fayda sağlar. Diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapmak iyi gelecektir.

KULLANIM ŞEKLİ

Çay olarak kullanımı: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Çalkalama/Gargara olarak kullanımı: 2-3 tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış yaprak, 2 bardak soğuk suya eklenir ve ateşe konur. kaynamaya başlayınca ocaktan indirilir ve üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde pek çok kere 5-10 dakika süreli gargaralar yapılır.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Çok yıllık olan Adaçayı türleri bahçede ve çok küçük olmayan saksılarda yetiştirilebilir. Sıcağa ve kurağa dayanıklı olan bitkinin belirgin bir toprak seçiciliği yoktur. Tohumdan yetiştiriciliği yapılabileceği gibi bazı türlerde rahatlıkla çelikle yetiştiricilik yapılabilir. Belirli bir büyüklüğe gelen adaçaylarının tepesinin alınması dallanmanın arttırılması ile tüketilen yaprak veriminin artmasına yardımcı olacaktır.

UYARILAR

Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir. Dölyatağı (Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz. Annelerin süt üretimini durdurur.

FESLEĞEN (Ocimum basilicum L.)

YAYGIN ADLARI

Fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan

ETKEN MADDESİ Uçucu yağ ( estragol, linanol, pinen )
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Fesleğen (O. basilicum L.) Labiatae familyasının, Ocimoideae alt familyasından Ocimum cinsinin bir türüdür. Bitki türü birçok varyeteye sahiptir. Nane, kekik ve yabani kekiğin akrabasıdır. Kökeni güney Asya özellikle Hindistan'dır. Uzak ülkelerden onu ilk defa getiren İskender'dir. Fesleğen Sezar'ların Roma'sında XII. Yüzyılda güney Fransa'da ekilip biçilen bir bitkiydi.

Yemeklerde kullanılmak üzere tarımı yapılan fesleğenin kökeni Asya'nın dönenceler arasında kalan bölgelerine dayansa da, günümüzde yeryüzünün öteki ılıman bölgelerine de yayılmıştır.

MORFOLOJİSİ

 

Fesleğen tek yıllık bir bitkidir. İnce, dallanmış kökleri vardır. Dallanmış veya dallanmamış dik veya yarı dik, 50-60 cm yükseklikte saplara sahiptir. Yapraklar çeşitlere göre değişmekle birlikte genellikle yumurtamsı uzun, taban kısmı küt, az dişli ve saplıdır. Tabandan itibaren dallanma veya dallanmayan sap veya yapraklar çıplak ve zayıf tüylüdür. Yaprak rengi açık yeşilden koyu yeşile kadar değişir. Az veya çok fazla olan yaprak yüzü bazen de dalgalıdır. Büyük veya küçük yapraklar vardır. Çiçek sapın ucunda bulunur. Çiçekler genelde altısı bir arada bulunan başak görünümündedir. Alt kısmında başaktaki çiçekler seyrek, üst kısmında sıktır. Taç yapraklar beyaz renklidir. Meyvesi yumurta şeklinde uzunumsu eliptik şekle kadar değişir. Karın kısmı keskin köşelidir. Uzunluğu 1,5-2,0 mm, kalınlığı ise genellikle 1. 0 mm kadardır. Hilum daha açık renkli ve belirgindir. Meyvenin yüzeyi kırışık ve damarlıdır. Rengi koyu kahverengidir.

KULLANIM ALANLARI

 

Yatıştırıcı, gaz söktürücü, mideyi rahatlatıcı, sindirimi uyarıcı etki gösterdikleri belirlenmiştir. Bitki özsuyu, sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde doğrudan ısırılan bölgeye sürülerek kullanılır. Fesleğen ayrıca antibakteriyel özelliğe de sahiptir. Fesleğenin lezzetli bir baharat olarak her mutfağın başköşesini almıştır.

KULLANIM ŞEKLİ

Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış fesleğen, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilebilir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Eskiden beri balkon ve bahçelerde saksılarda yetiştirilen fesleğen bitkisi, yarı gölge ortamlarda iyi yetişir ve uzun süre dayanır. Aşırı güneşte kısa zamanda çiçeklenir ve bozulur. Yeni ekildiği zaman sık sulanırsa kolayca çürüyebilir. Yetişkin olunca bol su ister.

UYARILAR

Fesleğen kullanımı sonucu herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmamıştır.

KEKİK (Thymus spp.)

YAYGIN ADLARI Thym, thymus, vulgaris, sater-i berri, Zahter, anzer çayı, sater, keklik otu
ETKEN MADDESİ Uçucu yağlar(p-cymol, karvakrol, timol, pinenler ve seskiterpenler )
BİTKİNİN ORJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Tyhmus  cinsi, Lamiaceae familyasına ait ve dünya üzerinde 40 tür ile temsil edilen bir cinstir. Bu bitkiler Avrupa ve Asya’da, Akdeniz bölgesinde, kuzey Afrika’dan Habeşistan’ a kadar uzanan yerlerde ve Kanarya adalarında bulunmaktadır. Ülkemizde ise 14 adedi endemik olarak yetişen 37- 40 arasında tür mevcuttur. Bu türler 1500m rakımına kadar olan yerlerde yayılış göstermektedir.

MORFOLOJİSİ

 

Küçük çalı veya çok yıllık otsu bitkilerdir. Yaprakları tam, düz veya revolut kenarlıdır, sapsız veya saplı, ekseriyetle ayanın tabanına doğru kirpiklidir. Brakteler küçük olup renksiz parlak kırmızı renkli bezeler taşırlar ve basit tüylüdür. Çanak belirgin olarak 2 dudaklı olup, tüp silindir, çan şeklindedir. Taç mor, pembe, krem veya beyaz renklidir. Stamen 4 adettir. Nuks çıplaktır.

KULLANIM ALANLARI

 

Sinir sisteminde, astım, bronşit, verem ve diğer hastalıklarda, solunum yollarını steril etmekte, düşük tansiyonu normal hale getirmede, kansızlıkta, iştah açmada, hazım zorluğunda, bağırsaklardaki kokuşma ve gazda, ishallerde, soğuk algınlığında faydalıdır. Bedeni kuvvetlendirir. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Kandaki şeker miktarını azaltır.

KULLANIM ŞEKLİ

Çay olarak kullanım şekli: İnce kıyılmış veya öğütülmüş 2 çay kaşığı kekik otu fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek sıcak olarak içilir. İhtiyaca göre günde 3- 4 defa çayı taze hazırlanarak mümkün olduğunca sıcak olarak içilebilir. Öksürüğe karşı bal veya pekmezle tatlandırılarak içilir.

Buhar banyosu olarak kullanım şekli: Bir kaba 500 ml kaynar su konur, üzerine 1 çay kaşığı öğütülmüş kekik otu ilave edilir, büyük bir havlunun altında buharı          solunur. Günde 2- 3 defa yapılabilir.

Haricen kullanım şekli: 5 gr öğütülmüş kekik otu fincana konur, üzerine 100 ml  kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika bekletilir,  süzülür. Sulu kısımla bez ıslatılarak boğaz, göğüs veya sırta konur.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Çok yıllık olan kekik türleri bahçede ve saksılarda yetiştirilebilir. Ancak tohumlarının çok küçük olması nedeniyle özel fideliklerde tohumların çimlenmesi sağlanarak fide elde edilmesi uygun olacaktır. Sıcağa ve kurağa dayanıklı olan bitkinin belirgin bir toprak seçiciliği yoktur. Ancak tabiî ki sulama ve organik gübreleme bitkiden yaralanılan süreyi uzatacaktır.

UYARILAR

Hamile bayanların ve guatr hastalığı olan kişilerin tüketmesi sakıncalıdır. 

NANE (Mentha spp.)

YAYGIN ADLARI Nane
ETKEN MADDESİ Uçucu yağlar
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Ana vatanının, Orta Avrupa ve Asya olduğu belirtilen nane çok çeşitlilik gösterir ve geniş bir yayılış alanına sahiptir. Çoğunlukla Avrupa ve Asya’da yayılan 90 kadar türü bulunmaktadır. Ülkemizde ise 7 türe ait 12 takson yayılış göstermektedir. Nane çok eski bir kültür bitkisidir.

MORFOLOJİSİ

 

Genellikle nemli ve sulak yerlerde yayılış gösteren rizomlu çok nadiren bir yıllık otsulardır. Yapraklar basit, Kaliks aktinomorf simetrili, tüp veya çan şeklindedir. Korollo zayıf, 2 dudaklı, stamenler 4 tane ve korolladan uzundur.

KULLANIM ALANLARI

 

Nane eski devirlerden beri karminatif, midevi olarak kullanılmaktadır. Mide bulantılarını kesici ve koku verici olarak kullanılmaktadır. Sakız, diş macunu, şeker ve daha birçok sanayi dallarında çok fazla kullanılmaktadır.

KULLANIM ŞEKLİ

Bitki bayarak olarak, kurutularak veya taze şekilde Türk mutfağında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Çay olarak tüketiminde taze veya kurutulmuş yapraklar limon ilave edilerek sıcak suda bir müddet bekletilerek kullanılır.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Nane üretiminde kullanılan en yaygın yöntem çelik ile üretimdir. Nane çelikleri çok kolay ve hızlı kök oluşturabilme özelliğine sahiptir. Ancak çeliklerin güneşten zarar görmemesi için yerlerinin hafifçe gölgelenmesi yararlı olur. Bu üretim şeklinde dikim hem ilkbahar hem de sonbaharda yapılabilir. Dikimde gövde çelikleri kullanılır. Biçimden sonra gövdenin sertleşmiş kısımlarından 10- 15 cm’ lik parçalar ayrılır ve bu parçalar 2- 3 gözü toprak üzerinde kalacak şekilde yetiştirme yerlerine dikilirler. Ayrıca bu çeliklerin köklendirme ortamlarında köklendirilerek daha sonra esas yerlerine dikilmesi de mümkündür.

UYARILAR Nane kullanımı sonucu herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmamıştır.

 DAĞ ÇAYI (Sideritis spp.)

YAYGIN ADLARI Acem arpası, Altınbaş, Boz kekik, Bozlan çayı, Düğümlü çay, Eldiven çayı, Eşek çayı, Kandil çayı, Kazdağı çayı,  Kedikuyruğu çayı, Sarıkız çayı, Sivri çay, Tosbağa çayı, Topuklu çay, Yayla çayı.
ETKEN MADDESİ Terpenler
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ

Bitkiler aleminin zengin familyalarından biri olan Lamiaceae familyasının içinde yer almakta olan dağçayı Dünya’da özellikle Akdeniz havzasında yayılış göstermektedir. Tek yıllık ve çok yıllık türleri bulunan dağ çayı ülkemizde Anadolu’da yayılış göstermekte olup özellikle Akdeniz Bölgesi’nde öne çıkmaktadır. Makronezya bölgesi, İspanya ve Türkiye gen merkezi olarak kabul edilmektedir.

MORFOLOJİSİ

 

Bitkinin morfolojik özelliklerine bakıldığında, tek yıllık veya çok yıllık otlar veya küçük çalılardan oluşmaktadır. Bununla birlikte çok yıllık olanları çay olarak tüketilmektedir. Gövde dik, genellikle dallanmış ve tabanda odunsudur. Yumuşak, seyrek veya keçemsi tüylü, nadiren tüysüzdür. Dalların üzerinde bulunan ve altı çiçekten meydana gelen çiçek durumu halkaları bitkinin çay olarak tüketilen kısmını oluşturmaktadır. 4 ile 20 adet kadar olan çiçek durum halkaları mesafeli veya birbirine yakın olabilir. Çiçek rengi genellikle sarı olmakla birlikte nadiren beyaz ya da mor renkli olabilir.

KULLANIM ALANLARI

 

Ağrı kesici, ateş düşürücü, gaz söktürücü, iltihap azaltıcı, katarak önleyici, mikrop öldürücü, öksürük kesici, romatizma önleyici, sindirim kolaylaştırıcı, sinir sistemi uyarıcısı, ülser engelleyici ve yatıştırıcı etki gösterdikleri belirlenmiştir.

KULLANIM ŞEKLİ

Bitkinin çay olarak tüketilen kısmı çiçek durumu halkalarının üzerinde bulunduğu daldır. Bu kısım uygun uzunluklarda kırılarak sıcak su içine daldırılır. Birkaç dakika bekletilerek demlenir. Temizlenmek istenirse sıcak suya daldırmadan önce soğuk su ile durulanmalıdır. Bazı türlerde sıcak suda uzun süre bekletmek çayın tadında acılaşmaya neden olabilmektedir

YETİŞTİRME TEKNİĞİ Çok yıllık olan Dağ çayı türleri bahçede ve saksıda yetiştirilebilir. Sıcağa ve kurağa dayanıklı olan bitkinin belirgin bir toprak seçiciliği yoktur. Ancak tabiî ki sulama ve organik gübreleme bitkiden yaralanılan süreyi uzatacaktır.
UYARILAR Dağ çayı kullanımı sonucu herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmamıştır.

DEFNE (Lauris nobilis)

YAYGIN ADLARI Dulaptal Otu, Develik, Havaza, Kirkat, Mezeryon, Göğçe, Gökçe, Yaygıç, Yaygıç gökçesi, Yazkış Gökçek, Kurtbağı, Sarımagu, Sırımbağı, Tavuk Çiçeği
ETKEN MADDESİ Defne yaprağı %1-3 esans yağlarından oluşur. Bu yağın en önemli bileşeni % 40-50 oranında bulunan sineoldür.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ Vatanı Anadolu ve Balkanlar'dır. Akdeniz defnesi yurdumuzda güneyde Hatay'dan başlayarak Kuzeydoğu Karadeniz'e kadar bütün kıyılarda doğal olarak bulunur. Ülkemizde kıyı şeritlerinde yer alan defne, bazı bölgelerde 600-1200 m yüksekliğe kadar ulaşabilmektedir. Ege ve Akdeniz Bölgelerinde subtropik iklimin etkili olduğu oranda iç kısımlara da uzanabilmektedir. Son derece dekoratif bir park bitkisi olduğundan Akdeniz Bölgesi'nin ılıman yörelerinde yetiştirilir. Budanarak şekil verilebildiği için çok güzel bir çit bitkisidir.

MORFOLOJİSİ

 

Çoğunlukla 10 m'ye kadar boylanabilen, geniş tepeli, sık dallı, herdem yeşil bir ağaçtır. Sürgünlere sarmal olarak dizilen yaprakları 5-10 cm uzunluğunda, dar eliptik biçiminde olup deri gibi sert ve tam kenarlıdır. Ayanın üst yüzü parlak koyu yeşil, alt yüzü açık yeşil; acımsı ve aromatik kokuludur. Akdeniz Defnesi, bir cinsli iki evcikli bir ağaçtır. Yaprakların koltuğunda demetler halinde toplanmış olan sarı renkli, kokulu çiçekler nisan-haziran aylarında açar. Küremsi veya yumurta biçimindeki tek tohumlu üzümsü meyve 10-20 mm çapında; önceleri yeşilken sonraları siyahlaşır.

KULLANIM ALANLARI

 

Mikrop öldürücü, ateş düşürücü, idrar söktürücü, adet artırıcı, hazmı kolaylaştırıcı, iştah açıcı özelliklerinin yanı sıra sinir ağrıları giderir, nefes darlığına iyi gelir, karın ağrısı, öksürüğe karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını dindirir, saç dökülmelerini önler. Terletir ve rahatlık verir. Defne yağı, romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücü, saç dökülmeyi önleyici etkiye sahiptir.
KULLANIM ŞEKLİ Defne yapraklarından ve meyvelerinden elde edilen yağ, parfümeride özellikle sabun sanayiinde, kurutulan yaprakları da öğütülerek baharat olarak kullanılır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ Sıcak ve kurak alanlarda yetişebilir. Taze topraklardan hoşlanır. Gölgeye dayanıklıdır. Kış donlarına duyarlıdır. Kireçli, humuslu, serin toprakları seven defne, bol miktarda kök ve kütük sürgünü verme özelliklerine sahiptir.
UYARILAR Defne kullanımı sonucu herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmamıştır.

 IHLAMUR (Tilia platyphyllos)

YAYGIN ADLARI Fambur, Felenbur, Filanbur, İlamur, İllamur, Süğnük, Sügillük, Süğünük, Süngülük, Süülük, Süynük
ETKEN MADDESİ Çiçeklerinde tanen, müshilaj, şekerler ve uçucu yağ bulunmaktadır.  Yapraklarında tiliacin adlı bir glikozit ve müshilaj vardır.
BİTKİNİN ORJİNİ VE TAKSONOMİSİ Ihlamur, kuzey yarım kürenin ılıman ve astropik bölgelerinde yaygın şekilde yetişen bir bitkidir. Dünya üzerinde Avrupa, Güneybatı Asya ve Türkiye’de yayılış gösteren ıhlamur ülkemizde Marmara Bölgesi, Doğu Karadeniz Bölgesi, Amanos Dağları, Çanakkale ve Isparta’da yayılış gösterir. Adi Ihlamur, Gümüşi Ihlamur ve Asya Ihlamur türleri vardır.

MORFOLOJİSİ

 

Gösterişli ve hoş kokulu çiçekleri vardır. 40 m.'ye kadar boylanabilen, yuvarlak tepeli kışın yaprağını döken bir ağaçtır. Genç sürgünleri tüylü, ender olarak çıplak ve zeytini yeşil renklidir. Sürgünlere almaşıklı dizilen kalp şeklindeki yapraklar 6-12 cm. uzunluğunda yuvarlakça, sivri uçlu, çarpık, dip tarafı yürek biçiminde ve kenarı testere dişlidir. Yaprağın üst yüzü mat yeşil, tüylü veya çıplak, alt yüzü mavimsi-yeşil renkte ve tüylüdür. Özellikle damarların birleşim noktalarında beyazımsı tüy demetleri bulunur. 2-4 cm. uzunluğunda kısa ve tüylü bir sapı vardır. Sarımsı-beyaz çiçekler Haziran sonunda açar. Çiçek kurulu genellikle 3-5 adet çiçek taşır, sarkık durur, brakte çıplaktır. Meyve 7-9 mm. 3-5 omurgalı olup odunsu bir yapıdadır.

KULLANIM ALANLARI

 

Ihlamurun sinirleri yatıştırıcı, bağırsak kurdunu düşürtücü, bağırsak sancısını giderici, öksürüğü kesici, damar tıkanıklığını açıcı, gribi iyileştirici, hazımsızlığı giderici, mide üşütmesini ve uykusuzluğu giderici, idrar söktürücü, cinsel isteği azaltıcı, terletici, göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü özellikleri bilinmektedir.
KULLANIM ŞEKLİ Ihlamurun çiçek, yaprak ve kabuklarından faydalanılır. Kurutulmuş ıhlamur yaprakları ve çiçekleri kaynatılarak çay elde edilir. Uykusuzluk durumunda ıhlamur, fesleğen ve oğulotu eşit miktarda karıştırılarak bu çaydan birkaç bardak içilir. Aynı zamanda ıhlamur banyosunun yatıştırıcı özelliği vardır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ Bahçede yetiştirilmeye uygundur. Tohumla ve kök sürgünlerini ayırarak üretilebilir. Tohumla üretim de kök sürgünleri ile üretim de ilkbaharda yapılır. İlkbaharda ve sonbaharda gübrelenen ıhlamur, yazın bol su ister.
UYARILAR Ihlamurun kullanımı sonucu meydana gelen bir yan etki ile karşılaşılmamıştır.

SARISABIR (Aloe vera)

YAYGIN ADLARI Ağu, Sabırlık
ETKEN MADDESİ % 15-30 kadar anthrasenozit içerir. Serbest antrakinon miktarı ise % 0.05-0.5 kadardır.
BİTKİNİN ORJİNİ VE TAKSONOMİSİ Genel olarak Güney Afrika’da yetişmekle birlikte, kaktüsler içinde bir çok türü ile çoğunluğu oluşturur. Aloe’nin 200 kadar türü vardır ancak eczacılıkta 3-4 tanesinden yararlanılır. En çok bilinenler A. vera ve A. ferox türleridir. Süs bitkisi olarak kullanılan türleri A. variegata, A. aristata ve A. barbadensis gibi bodur olanlardır.

MORFOLOJİSİ

 

Sarısabırlar, bazen sapsız küçük bitkiler, bazen de dallı budaklı büyük ağaçlardır. Gövde kısa ve odunsudur. Her dem yeşil olan yaprakların kenarları düz veya dişli olabilir. Üçgen biçimindeki yapraklar düz yeşil veya benekli, çiçekleri ise sarı veya kırmızı olmakla beraber Aloe vera sarı çiçekli bir türdür. Çiçekler dik ve sık bir salkım şeklindedir.

KULLANIM ALANLARI

 

Sarısabır dozuna bağlı olarak mideyi kuvvetlendirir veya müshil etki gösterir. Tentür olarak hazırlanan sarısabır, yanık ağrısını kesmede ve tedavisinde kullanılırken, tentürün eşit hacimde sirke ile karışımı saç diplerine sürülerek saç dökülmesi engellenebilir. Yapraklarından elde edilen kırmızımsı esmer madde boyacılıkta ve hekimlikte kullanılır. Lifleri neme dayanıklı olduğu için halat yapımında kullanılır. Bunların dışında eczacılıkta ve kozmetikte geniş bir kullanım alanı vardır.
KULLANIM ŞEKLİ Bitkinin kullanılan kısmı yapraklarıdır. Yapraklar kesilerek veya ezilerek elde edilen öz kaynatılarak, kurutularak, hap olarak veya doğrudan kullanılmaktadır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Sarısabır kökten ayrılarak üretilir. Bunun için ana bitkinin yanında oluşan yavru bitkiler Şubat ve Mart aylarında köklü olarak alınıp yeni saksılara dikilirler. Bahçede de değerlendirilebilen sarısabır, orta sıcak ve yarı nemli ortamları sever. Uzun aralıklarla normal sulama yapılır, arada yapraklarına da su püskürtülebilir.

UYARILAR Drogunda bulunan bir reçineden dolayı tahriş edici etkisi vardır. Uterusa da tahriş edici olarak etki ettiğinden hamilelerde ve hemoroit sorunu olanlara önerilmez.

MERSİN (Myrtus communis L.)

YAYGIN ADLARI Murt, Hambeles, Adi Mersin, Asmar, Sıçankulağı Otu, Bahar Ağacı
ETKEN MADDESİ Mersinin yaprak ve çiçekli dallarında tanen, reçine, acı birtakım maddeler ile uçucu yağlar; meyvelerinde yüksek oranda A vitamini, tanen, şeker ve asitler bulunur.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ Myrtaceae familyası yaklaşık 100 cins ve 3000 türü kapsayan büyük bir familyadır. Çoğunluğu Güney Amerika ve Avustralya'nın tropikal ve subtropikal bölgelerinde yetişir. Yalnızca Myrtus communis türü Akdeniz çevresinde yayılmıştır. Tunus, Fas, Türkiye, Fransa sahillerinde yabani olarak yetişmektedir. İran, İspanya, İtalya, Korsika ve Yugoslavya’da kültüre alınmıştır. Akdeniz Havzasının tipik doğal bitkilerinden olan mersin ülkemizde de Adana, Antalya, İçel, Çanakkale, İstanbul, Zonguldak, Sinop, Ordu, Trabzon, İzmir, Samsun, Muğla ve Hatay çevresinde yaygındır.

MORFOLOJİSİ

 

Akdeniz Bölgesi’nin doğal bitki örtüsünde bulunan mersin, yapraklarını dökmeyen ağaçcık ya da çoğunlukla kısa çalı formunda, çok yıllık, herdem yeşil bir bitkidir. Genellikle kısa boyludur, ancak bazen 1-3 m kadar boylanabilir. Yaprakları derimsi, düz kenarlı; gövde üzerinde karşılıklı veya çapraz dizilişlidir. Çiçekler yaprak koltuklarından tek tek çıkar. Beyaz renkli ve beş parçalıdır. Meyveleri nohut büyüklüğünde, yuvarlakça ya da yumurtamsı elips şeklinde, üzümsü meyve durumundadır. Çoğunlukla, siyahımsı mor renkli ya da beyazdır. Meyve sonbaharda (Ekim-Aralık) olgunlaşır. Olgunlukta tadı şekerli ve buruktur. Büyüme hızı yavaş olan bu bitkinin en iyi özelliği fazla bakım istememesidir.

KULLANIM ALANLARI

 

Peklik verici ve özellikle çocuklarda diyareyi kesicidir. İştah açıcıdır. İdrar yolları enfeksiyonlarında antiseptik etkisi vardır. Doku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanı dindirici etkileri görülür. Ayrıca A vitamini yönünden zengin olan mersin meyvesinden şurup yapılarak içilmesinin, görme yeteneğini artırdığı ileri sürülmektedir. Mersin uçucu yağı taşıdığı terpenler nedeni ile gıda ve parfüm sanayinde, antiseptik, kan kesici ve yatıştırıcı etkileri nedeni ile de dahilen bronşit, verem ve şeker hastalığına karşı kullanılmaktadır.
KULLANIM ŞEKLİ Sayılan bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin yapraklan her mevsimde toplanır ve gölgelik, havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş mersin yaprağı üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir. Mersin, antiseptik etkiler taşır. Bu etkisinden yararlanmak üzere, bitkinin yaprakları suda kaynatılıp buharı damıtılarak elde edilmiş ve piyasada satışa sunulmuş suyu, dıştan bedene uygulanır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ Tohum ve çelikle üretilebilmesine rağmen üniform özellikleri çelikle üretimde elde edilir. M. communis tamamı ile güneş alan ve açık gölgeli yerlerden hoşlanır. Çok koyu gölgeli yerlerde gelişmesini tamamlayamaz. Su isteği çok fazla değildir ama bitkinin gelişme dönemini tamamlayana kadar haftada bir sulanması tavsiye edilir. Humuslu topraklarda çok iyi yetişen bitki, drenajın iyi olduğu yerlerden hoşlanır.
UYARILAR  

PAPATYA (Matricaria chamomilla L.)

YAYGIN ADLARI Adi papatya, Babunç, Tıbbi Papatya, Kelkız, Akbaba, Akbulaç
ETKEN MADDESİ Kumarinler, flavonoidler, uçucu yağlar.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ Anavatanı Avrupa ve Küçük Asya’dır. Sonraları Orta Avrupa’ya yayılmıştır. Ülkemizde Marmara, Ege, Trakya, Güneybatı Anadolu bölgelerinde yaygın olarak yetişir. Yol ve tarla kenarları, işlenmemiş bahçeler, yerleşim yerlerinde boş kalan alanlar doğal olarak yayılış gösterdiği yerlerdir.

MORFOLOJİSİ

 

Papatya, 20-60 cm boylanabilen tek yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları ince ve parlaktır. Çiçekler kapitilumlarda; dıştakiler dilsi, beyaz renkli ve dişi; içtekiler tüpsü, sarı ve hermafrodittir. Kapitilumum konik olup içi boştur. Bu durum kapitilumdan boyuna kesit alındığında kolaylıkla görülebilir; diğer papatyalardan ayıran en temel özelliğidir. Mayıs ayında çiçeklenmeye başlar; yaz boyunca çiçeklenme görülür. Kış aylarında da çiçeklenen örnekler görülebilmektedir. Tohumları çok küçüktür. Alman papatyası - Anthemis nobilis ile karıştırılmaktadır. Yabani olarak Orta Avrupa’da yetişen bu bitki, Avrupa ülkelerinde tıbbi amaçlı yetiştirilmektedir.

KULLANIM ALANLARI

 

Öksürük, bronşit, sinüzit, soğuk algınlığı, ateş, ağız ve cilt enflamasyonları; yara ve yanık tedavisi; genital iltihaplanmalar, solunum yolu iltihaplanmaları, deri ve mukoza iltihapları ve alzheimer, sinir sistemine bağlı diyare, yorgunluk, gastrit, hemoroit, bacar ülserleri
KULLANIM ŞEKLİ

Çay şeklinde içilerek, yağıyla masaj yapılarak, buğu şeklinde, suyuyla saçlara friksiyon yapılarak, banyo suyuna katılarak kullanılabilir. İnfusyon (demleme): 2 - 8 gr /150 ml su /15 dakika / günde 4 defa / yemek araları ve yatmadan önce (150 ml = 1 su bardağı)
Tentür: % 45 / 1:5 (1 kısım drog, 5 kısım çözücü / ml) / 3 x 1-4 ml (150 ml suya 20 - 30 damla) Buğu: 1 lt su /1-2 tutam çiçek /10 damla uçucu yağ
Banyo: 50 gr/1 lt sıcak su

YETİŞTİRME TEKNİĞİ İyi bir gelişim için tam güneş alan, sıcak ve hafif nemli yerler ister. Yetiştiği iklim koşullarına uyum sağlasa da uçucu yağ oranında değişim görülmektedir. Kışı çok soğuk geçmeyen ılıman bölgelerde kışın da gelişimine devam edebilmektedir. Asitli topraklardan, alkali topraklara kadar değişik toprak tiplerinde yetişebilmektedir. Kireçli topraklarda yetiştirilmesi tavsiye edilir. Yaz aylarında haftada birkaç kez, bitkinin su ihtiyacı hissedildiğinde sulanmalıdır. Bitkideki uçucu yağ oranı çiçek açıldıktan 3-5 gün sonraki dönem en fazla olduğu için hasat bu dönemde yapılmalıdır.
UYARILAR Papatyagiller ailesi bitkilerinden herhangi birine karşı alerjisi olanların kullanmaması gerekir. Gebelik ve emzirme döneminde kullanılmamalıdır.

SAFRAN (Crocus sativus L.)

YAYGIN ADLARI Zaferan
ETKEN MADDESİ Şekerler, organik asitler, krosin ve uçucu yağlar
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ Dünyada safranın 70 cinsine ait 1800 türü bulunmaktadır. Anadolu florasında ise, Crocus cinsine ait 40 tür saptanmıştır. Bu türlerin bir kısmı ilkbaharda, bir kısmı da sonbaharda çiçek açmaktadır. Safran bitkisi daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran'da yetiştirilir. Türkiye’de ise safran Safranbolu’da üretilmektedir.

MORFOLOJİSİ

 

Safran, süsengiller (Iridaceae) familyasından, sonbaharda çiçek açan, 20–30 cm boyunda, çiğdem (Crocus) cinsinden soğanlı bir kültür bitkisidir. Soğan kısmı, küre şeklinde, üstten ve alttan hafif basık, çevresi kahverengi kabuklarla örtülmüş durumda, büyüklüğü 2-4 cm çapındadır. Toprak üstündeki kısmında, bitkinin iğne şeklinde, ince uzun yaprakları bulunmaktadır. Çiçeklenme, Ekim ayının üçüncü veya dördüncü haftasından başlayarak 15 Kasım'a kadar sürmektedir. Her bir bitkiden ortalama 7-8 adet çiçek alınmaktadır. Bitki boyu 20-25 cm kadardır. Çiçekler viyole (mor) renkli olup, zambağa benzemekle birlikte, daha çok lale büyüklüğündedir. Çiçekte üç adet erkek organ bulunmaktadır. Erkek organlar sarı renktedir. Çiçeğin asıl önemli olan organı, dişi organdır. Bir adet olan dişi organ yumurtalık (ovary), yumurta borusu ve tepecik (stigma)'dan oluşmaktadır. Tepecik kısmı, uzunlukları 2,5-3,5 cm olan, flament de denilen, ipliksi görünüşlü olarak üç parçaya ayrılır. Tepecik (stigma) koyu kırmızı renktedir. Bitkinin yararlanılan organı, işte bu üç parçalı olan tepecik kısmıdır.

KULLANIM ALANLARI

 

Boya sanayi, kozmetik sanayi, ilaç sanayi ve gıda sanayi
KULLANIM ŞEKLİ Tıbbi amaçlar için çay şeklinde kullanılabilir. Kaynayan bir bardak suya 5-6 tane safran parçası atılıp karıştırılır. İçilebilecek sıcaklığa geldiğinde ya da soğuk içilir. İdeal kullanım miktarı günde yarım ya da bir bardaktır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ Safran, soğan ile üreyen bir bitkidir. Toprak üstü kısmı tek yıllık, toprak altı kısmı çok yıllıktır. Yeni bitki çiçek verdikten ve gelecek yılın soğanını oluşturduktan sonra, toprak üstündeki kısmı kurur. Bir soğan yalnızca bir mevsim yaşar, bölünerek yaklaşık on tane soğancık üretir ve bu soğancıklardan yeni bitkiler ürer. Safran bitkisi güçlü ve doğrudan güneş ışığını ne kadar severse, gölgede kalmaktan da o kadar hoşlanmaz. Dolayısıyla günışığı alan yamaçlar safran bitkisi dikimi için en elverişli yerlerdir ve buralarda çiçek en yüksek oranda güneş ışığı alır. Soğanların dikildiği derinlik, aralık ve iklim, ürün miktarını etkileyen kritik faktörlerdir. Daha derine dikilen ana soğanlar daha yüksek kaliteli safran üretir ama daha az çiçek tomurcuğuna ve yavru soğancığa sahip olurlar. Safran kumlu, gevşek, taşsız ve iyi drenajlı toprakları sever. Biraz kireçli, tınlı ve killi topraklarda da iyi yetişir. Taban suyu yüksek olan toprakları sevmez. Aşırı yağışlarda toprakta biriken suyun soğanlar çürütmemesi için hafif meyilli tarlalar tercih edilebilir. Yaz mevsimini uyuyarak geçiren soğan, sonbaharın başında dar yapraklarını yukarı gönderir ve tomurcuklanmaya başlar. Bitki ancak sonbahar ortasında çiçeklenmeye başlar. Çiçeklerin hasatı çok hızlı yapılmak durumundadır çünkü gün ağarırken açan çiçekler gün ilerledikçe solmaya başlar. Üstelik safran bitkisi bir-iki haftalık çok kısa bir dönem içinde çiçeklenir. Yaklaşık olarak 150 çiçek 1 g kuru safran lifi verir.
UYARILAR Fazla oranda kullanımı zehirleyicidir ve hayati tehlike taşır. Böbreklere zarar verir. Kanamaya neden olur. Düşük yapma riski olduğundan hamile kadınlar kullanmamalıdır. Belirli dozlar sağlık açısından tehlike yarattığından dolayı herhangi bir rahatsızlık için kişinin kendi başına kullanmaması yerinde olur.

ZENCEFİL (Zingiber officinale)

YAYGIN ADLARI Zencebil
ETKEN MADDESİ Bu bitkinin etkili oluşunun en önemli nedenlerinden birisi uçucu yağlarının olması ve yapısındaki fenol bileşikleridir (shogaols ve gingerols). Ayrıca içerdiği nişasta, kalsiyum, B ve C grubu vitaminleri de bu bitkiyi önemli yapmaktadır.
BİTKİNİN ORİJİNİ VE TAKSONOMİSİ Zencefilin asıl vatanı Hindistan olup buradan diğer ülkelere yayılmıştır. Başta Çin olmak üzere, Hindistan, Endonezya, Vietnam, Japonya gibi tropik ya da yarı tropik iklimlerde yetişir.

MORFOLOJİSİ

 

Zencefil 1-2 m boyunda çok yıllık bitki olup tropik ülkelerde yetişir. Kökleri yumru gibi birbirine bağlı, yatsı, boynuz gibi ve etlimsi olup bu köklerle çevresine yayılır. Oval şekilde kenarları bütün fakat hafif dalgalı, koyu yeşil renklidir. Yapraklı sürgünler 1-2 m boyunda olabilirken çiçek koçanını taşıyan sürgün 20 cm boyundadır. Çiçek koçanı 4-6 cm büyüklüğünde olup üzeri sıra sıra kiremitlerle dizilmiş gibidir. Bu kiremit şeklindeki esmerimsi yaprakların altından çıkan çiçek sapları üzerinde çiçekleri bulunur.

KULLANIM ALANLARI

 

Zencefil, mide bulantısı, şişkinlik ve kolik gibi sindirim problemlerine karşı başarıyla kullanılabilir. Yolculuk kusmalarına karşı etkilidir. Antiseptik etkisi sayesinde, mide ve bağırsak enfeksiyonlarına ve hatta gıda zehirlenmelerine karşı kullanılabilir. Zencefil kan dolaşımını uyarır ve böylece kanın yüzeysel bölgelere de rahatça ulaşmasını sağlar. Bu etkinliği sayesinde, donmuş bölgelerde, ısınmayan el ve ayakların ısıtılmasında çok önemli görevler üstlenebilir. Aynı zamanda yüksek kan basıncını da normalleştirebilir. Terletici ve ateş düşürücü etkileri vardır. Öksürük, grip, soğuk algınlığı ve solunum yolları hastalıklarında, ısıtıcı ve yatıştırıcı etkiye sahiptir. Ayrıca iştah açar ve kabızlığa karşı da kullanılabilir.
KULLANIM ŞEKLİ Bir kahve kaşığı ince kıyılmış zencefil kökü demliğe konur. Üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilerek 8-10 dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Zencefil kökü çok acıdır ve bu nedenle genellikle diğer şifalı bitkilerle karıştırılarak çay harmanı yapılır.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ Tropik ülkelerde yetiştirilen bitki Türkiye’nin sıcak bölgelerinde yazın dışarıda kışın içerde yetiştirilebilir. Sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri çıkartılarak iyice yıkanır, dış kabuğu soyulup ve bir gece soğuk suda bekletildikten sonra güneşte kurutulur.
UYARILAR Zencefilin 2 yaşın altındaki çocuklara verilmemesi, yetişkinlerde ise zencefil tüketiminin günlük 4 gramı geçmemesi gerekmektedir. Aşırı dozda tüketilmesi halinde göğüste hafif yanma hissedilebilir.
     
     
HAZIRLAYANLAR

Dr. Esin ARI

Ahu ÇINAR

  Fatma UYSAL Arzu BAYIR
  Nurtaç ÇINAR  

 

Nejmettin KAYA  
ANA SAYFA                                                                                         ÜRÜNLERİMİZ